ATEŞ VE ENFEKSİYON

DOĞUM SONRASI ATEŞ VE ENFEKSİYON
POSTPARTUM ATEŞ – PUERPERAL ENFEKSİYON

Doğum sonrası (postpartum) 24 saat geçtikten sonra en az iki kez ölçümde vücut ısınının 38 dereceden yüksek ölçülmesine postpartum ateş denir. Meme dolgunluğu, süt ateşi, meme iltihabı (mastit), endometrit (rahim içi enfeksiyon), idrar yolu enfeksiyonu gibi nedenler olabilir. Antibiyotik tedavisine rağmen devam eden ateş plasenta retansiyonu (bebeğin eşinden parça kalması), pelvik abse, yara enfeksiyonu, septik pelvik tromboflebit (damar iltihabı) gibi durumları düşündürür. Normal doğumda veya sezaryende yapılan kesi yerlerinde oluşan enfeksiyon da ateş ve akıntıya neden olabilir. Bütün doğumların %1-8 ‘inden sonra enfeksiyon görülür. Tedavide antibiyotikler kullanılır.

Belirtiler:
Belirtiler enfeksiyonun yerine göre değişmekle birlikte en yaygın ve uyarıcı olan enfeksiyon ateştir. Yüksek ateş doğum sonrası bir enfeksiyon uyarısı olarak kabul edilerek acilen doktora başvurmayı gerektirir.

Süt ateşi ve meme iltihabı (mastit) konusu sitede ayrı bir başlık altında anlatılmıştır, burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.

Doğum sonrası enfeksiyon için risk yaratan durumlar:
– Erkek membran rüptürü (suların erken gelmesi)
– Sezaryen ile doğum yapmak
– Diabet (şeker hastalığı)
– İyi beslenememe
– Obezite

SHEEHAN SENDROMU

SHEEHAN SENDROMU – POSTPARTUM (DOĞUM SONRASI) HİPOPİTUİTARİZM
Sheehan sendromu diğer adlarıyla postpartum hipopituitarizm, postpartum pituiter yetmezlik doğum sonrası aşırı kanama nedeniyle oluşan nadir bir sendromdur. Doğum sonrasında gerçekleşen aşırı kanamadan dolayı beyindeki pituiter beze (hipofiz bezi) giden kanın azalmasından dolayı hipofiz bezinde doku kaybı olur ve bezin az çalışmasına sebep olur. Hipopituitarizm hipofiz bezinin az çalışmasıdır yani buradan salınan hormonların az salınmalıdır.

Hipofiz bezinden salınan çeşitli hormonların farklı görevleri vardır o yüzden az salınmaları da bazı semptomlara neden olur. Bunlar:
– Doğum sonrası göğüslerden süt gelmemesi
– Yorgunluk
– Pubik ve aksiller (koltuk altı) kıllarında dökülme
– Adet kanamalarının başlamaması (amenore)

Kanda hipofiz bezine ait hormonların düzeylerinin düşük olduğunun gösterilmesi ve beyin tomografisi ile hipofiz bezinin izlenmesi gibi yöntemlerle ve doğum sonrası yukarıda anlatılan tipik şikayetlerin gelişmesi ile tanı konur.

Anne Sütünün Yararları

ANNE SÜTÜ
Anne sütü, bebeklerin normal büyüme ve gelişmesini sağlayacak en ideal yapıdadır. Hiçbir yiyecek ve içecek anne sütünün yerini tutamaz.

Doğum sonrası ilk 6 ay yalnızca anne sütü verilmelidir. Anne sütü verirken suya bile gerek yoktur. Kesinlikle şekerli su ve pirinç unu da verilmemelidir. Anne sütü mükemmel bir besindir ve bebeğin büyümesi, gelişmesi için tek başına yeterlidir. Verilen her ek gıda (su bile olsa) bebeğe tokluk hissi verecek ve emmeyi azaltmasına neden olacaktır. Ayrıca hastalanma riskini artıracaktır. Anne sütü içeriğindeki anti-mikrobiyal maddeler ve immünoglobulinlerle bebeği ilk aylarda enfeksiyonlara karşı korur. Dört aydan önce çocuğun ek gıdaları çiğnemek için dişleri henüz yoktur ve sindirime yardımcı olacak tükürük salgısı ve enzimleri de görece yetersizdir. Ek gıdaların erken alınması sindirim bozukluğuna neden olabilir.

Çocuğun tartı alımı yeterli ise ek gıdalara 6 aylıkta başlanır. Mümkünse çocuğa en az 12 ay hiç inek sütü verilmemelidir. İnek sütü bir insan yavrusunun ihtiyacından fazla protein ve mineral içerir. Bu da bebeğin böbreklerinde yük oluşturur. Formül sütler, bileşimleri anne sütününkine benzeyecek şekilde değiştirilmiş sütlerdir ve inek sütü ile olan yüklenmeye neden olmazlar. Ancak inek sütünün çocuklarda nadiren görülebilen ciddi alerjik reaksiyonları formül sütlerle de görülebilir.

D vitamini ve flor: anne sütü diğer vitaminlerden zengin olmasına rağmen bebeğin günlük ihtiyacını karşılayacak kadar D vitamini içermediğinden, bebeğe ilk aydan sonra D vitamini başlanır ve 2 yaşına kadar devam edilmelidir. Altı aylıktan sonra diş çürümesini engellemek amacıyla diş macunu kullanana kadar bebeğe flor verilebilir.

DOĞUM SONRASI KANAMA

DOĞUM SONRASI AŞIRI KANAMA (POSTPARTUM KANAMA)
Normal doğumdan sonra 500 mililitreden fazla, sezaryen sonrası 1000 mililitreden fazla kanama
olması doğum sonrası aşırı kanama (postpartum kanama) olarak adlandırılır. Doğumdan sonra bu miktarlardan daha az kanama olması normaldir.

Annede aşırı kanama sonucu tansiyon düşmesi, nabız hızlanması ve göz kararması, baş dönmesi, bayılma gibi şikayetler oluşur.

Doğum sonrası aşırı kanama riskini arttıran durumlar:
– Doğumun uzaması
– Doğum sırasında vajina yada rahim ağzında oluşan yırtıklar
– Uterin atoni (rahmin sertleşememesi, kasılamaması) –> En sık nedendir.
– Annede kan pıhtılaşma bozukluğu olması
– Rahim içerisinde plasenta parçası kalması, plasentanın tamamen ayrılmaması
– Uterin inversiyon
– Plasenta akreata
– Bebeğin aşırı iri (makrozomik) olması
– Polihidramnios
– Enstrümental doğum

ZOR DOĞUM

DİSTOSİ (ZOR DOĞUM)
Distosi (dystocia) özetle doğumun anormal ve zor olması anlamına gelir. Zor doğum veya anormal doğum, uzamış doğum, uzamış doğum eylemi, uzamış eylem, anormal eylem gibi isimler verilir. Doğumu zorlaştıran, doğumun gerçekleşme süresini uzatan, normal doğumun gerçekleşmesini engelleyen durumlara distosi denir. Bütün doğumların yaklaşık %10-20’sinde distosi ile karşılaşılır.

Distosi (zor doğum) nedenine göre üçe ayrılır:
1. Pelvik darlık (annenin doğum kanalında darlık) nedeniyle oluşan distosiler
2. Fetusu pozisyon, duruş ve gelişimsel anomalilerine bağlı distosiler: Fetusun makat veya transvers durması, başın asinklitik durması, başın defleksiyonu, oksiput posterior geliş, alın gelişi, yüz gelişi, bebeğin kilosunun çok fazla olması veya bebeğin başının karnının bazı anomalilerden dolayı aşırı büyük olması (hidrosefali, anensefali), ikiz doğumlarda kilitlenme
3. Uterin disfonksiyona bağlı distosiler: Uterusun kasılması doğumun ilerlemesi için itici güçtür, buradaki anormallikler doğumun ilerlemesinde yavaşlama veya duraklamaya neden olabilir. Hipotonik disfonksiyon, hipertonik disfonksiyon şeklinde görülebilir. Uterin disfonksiyon varlığında yani rahim kasımlamalarının yeterli ve uygun düzende gerçekleşememesi durumunda servikste yeterince açılma ve silinme meydana gelemez.

Omuz distosisi:
Doğumun son aşamasında yani bebeğin başının doğması sırasında omuzların annenin pelvik kemikleri arasında sıkışarak doğamaması olayıdır. Omuz takılması ismi de verilir. Bu konu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Distosi (anormal doğum eylemi) için risk faktörleri:
– İleri anne yaşı
– Makrozomi
– Pelvik darlık
– Oksiput posterior pozisyon
– İlk doğum (nulliparite) : Omuz distosisi için multiparite risk faktörüdür.
– Kısa boy (150 cm’den kısa)
– Postterm gebelik (Günaşımı)
– Obezite, gebelikte aşırı kilo almak
– Daha önce zor doğum yapanlar (distosi öyküsü)
– Epidural analjezi uygulanması
– Aşırı sedasyon uygulanması